
Bir bloga konu olabilecek en saçma konu diyebilirsiniz; ama bu konuda gerçekten çok sinirliyim ve içimi dökmem gerekiyor... Çok güzel hareketler'deki Ersin'den baksediyorum... Önce bir skeçle Ersin çıkıyor karşımıza: Genel tiplemesi, huysuz yapınmaları, iğrenç-çirkin bebek ağlamasıyla oldukça rahatsız edici -kendine göre- olağan bir rol... Oynuyor -sahnede tepiniyor, oradan oraya koşuşturuyor-, sıkıyor ve nihayet skeç sona eriyor! Sonra yere göğe sığdıramadıkları Yılmaz Hoca(!)ları alıyor mikrofonu ve sahneye çıkıyor. Ersin için alkış istiyor, o sıkıcı skeçi övüyor ve fazla konuşmadan sahneden ayrılıyor. Bir başka skeçte Murat ve Şahin çıkıyor, yine harika bir performans, akıcı bir görüntüyle hareketli bir hikaye anlatıyorlar. Murat skeç uğruna dayak yiyor, yerlere düşüyor/yatıyor, biraz daha uğraşsa Jim Carrey olur, dedirtiyor... Ama Yılmaz Erdoğan, kısa zamanda harika iş çıkarmışlar, daha iyisi olabilirdi ama çok güzel hareketler diyorum..., demekle yetinip yerine oturuyor. Bu durumda Ersin'e ciddi anlamda uyuz olmaktann kendimi alamıyorum... Öte yandan Yılmaz Erdoğan'ın bu tavrının Ersin'in rollerinin yinelenmesine, Murat ve gibilerinin de (akraba ve hemşeri grubu haricindekiler) daha üstün performans gösterdiklerine yol açtığına şahit olup, acaba bunu bilinçli olarak mı yapıyo, diye düşünmeden de edemiyorum. Bu yüzdendir sinirim. 'Ölsün' kelimesi ağır kaçıysa affola; ama Yılmaz Hoca artık onu kaytarmamalı... İyi geceler:))

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder